Çarşamba, Ekim 17

Hacer Aydın: Aklım Fikrim Hep Yollarda…

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

İzmir’de yaşayan Hacer Aydın, 5. Nepal gezisinden yeni döndü. Biz de ona yollar, gezmek ve Nepal üzerine sorular sorduk…

 

Önce seni tanımayanlar için Hacer Aydın’ı nasıl tanıtırsın? Hangi kelimelerle tanıtırsın?

En zor soru bu sanırım… Ben kendimi tanımazken nasıl anlatabilirim ki. Biraz deli dolu biri olduğumu söyleyebilirim ve tabii ki biraz da hiç büyümeyen çocuk ruhlu olduğumu. Yaş sürekli ilerlerken ruhum hep aynı ve ben bundan oldukça hoşnutum. Sanıyorum bu dünyadaki en iyi arkadaşlarım çocuklar. Hatta bazen şöyle dalga geçiyorum. Beni çocuklar, yaşlılar ve deliler seviyor diye. Gerçekten bu saydıklarım tarafından çok seviliyorum.

Kamuda çalışırken emekli oldum. Zaman zaman geziyorum, bazen de günlerce evden çıkmadığım oluyor. Gezme olayına gelince sanırım ben biraz farklı geziyorum. Çok ilgi duyduğum değişik kültürlerin olduğu coğrafyalar ilgimi çekiyor. Dünya hızla değişirken yaşamlarda aynı hızla değişmekte. Ben değişmeden biraz yakalarım diye geziyorum. Plansız programsız gezdiğimi söyleyebilirim. Bir de gezerken fotoğraf çekmeyi ve onları insanlarla paylaşmayı seviyorum.

Sırt çantalı gezmeye ne zaman başladın?

2004 yılında arkadaşımla birlikte Ghana’ya gitmiştik. Yurt dışına çıkışım hem de sırtçantalı olarak çıkışım o geziyle oldu. Hatta motosiklet kiralayıp altını üstüne getirmiştik. O zaman o kadar acemiydim ki hatırladıkça gülüyorum.

Bugüne kadar nereleri gezdin?

Fazla bir yerleri gezdiğimi söyleyemem. Ghana’dan sonra Hindistan’a gitmiştim. Çalıştığım için 1 aylık yıllık iznim bitene kadar kalıyordum. Daha sonra 3 kez daha gittim ve her gidişimde 3 er ay kaldım. Hindistan’ın hemen hemen her tarafını gördüm diyebilir miyim, biraz zor.

O kadar büyük bir ülke ki, tam anlamıyla gezmek insanoğlunun birkaç yılını alır. Oldukça zorlu gidilen bölgelerini gördüğüm için mutluyum. Daha sonra Nepal’e başladım ve hala bitiremedim o küçücük ülkeyi.

Dağlarında, her seferinde ıslarla beni çağıran o kadar bakir kültürler var ki. Tibet platosu bu anlamda bir cennet. Sanıyorum bir de ben o dağlara aşığım. 5. kez Nepal’den yeni döndüm ve bakalım altıncı olacak mı? Oradayken artık bu son dediğimde bana pek inanmadılar ve yine gelirsin diye gülüyorlardı. Arada bir İtalya, Dubai ve Kos yapmıştım.

Birkaç keredir Nepal’e gittiğini ve oraları sevdiğini biliyorum. Neden Nepal? Oralarda seni çeken ne oldu? Neden Batı değil de oralar?

Evet neden Nepal sorusuna samimi olarak bilmiyorum diyebilirim. Sanırım beni çeken o aşık olduğum muhteşem dağları. Himalayalar’a baktığımda kendimden geçiyorum. Acaba geçmiş yaşamımda oralarda mıydım diye kendime soruyorum. Nepal gelirini turizmden karşılayan bir ülke. Dünyanın en ulu dağlarına sahip oldukları için çok şanslılar gerçekten. Nepal insanı çok fakir olmasına rağmen mutlular. Herkes birbirini gülümseyerek selamlıyor ve asla sinirlenmiyorlar. Sanki hepsinin sinirleri alınmış gibi.

Örneğin, upuzun kuyruklar oluyor ve insanlar saatlerce gülümseyerek sıranın kendisine gelmesini bekliyor. Baktığımda tek homurdananın ben olduğumu görüyorum. Geçenlerde Nepal’den döndüğümde Sabiha Gökçen Havalimanında pasaport kontrolündeyiz. Tam iftar saati ve sadece görevli 2 polis var. Yan tarafta yabancılar var ve kuyruk bizden daha uzun. Allah bir kıyamet koptu, neden görevli yokmuş diye. Biz Türk vatandaşıyız daha torpilli olmamız gerekirmiş. Alkışlarla tepkilerini göstermeye başladılar ve yabancılarda seyrediyor. Hahh dedim şimdi gerçekten Türkiye’deyim. Nepal’de olsa herkes birbiriyle sohbete dalardı. Bu pozitif bakış ikinci çeken oluyor beni.

Dağlarında yüzyıllar öncesinden gelen ve hala yaşatılan kültürleri sayabiliriz. İnanılmaz yaşamlara şahit oluyorum ve ben dağlarda çok mutluyum. Her yeni günle farklı kültüre uyanmak harika bir duygu. Neden batı değil sorusuna gelince aynı yaşantıya sahip olduğum yerler beni çekmiyor.

Nepal’de gazetecilerin ya da belgeselcilerin bile gitmeye cesaret etmediği yerlere gidiyorsun, eski kültürleri bulup fotoğraflıyorsun. Bunları yaparken motivasyonun ne? Hangi itici güçle bunları yapıyorsun?

Sanıyorum keşfetmek duygusu diyebilirim. Farklı kültürler çok ilgimi çekmiştir her zaman. Ortaokulda lisede tarih derslerinde en çok sevdiğim bölümler gelenek ve görenek bölümleriydi. Ben buralara gittiğimde yüzyıllar öncesine ışınlanmış gibi oluyorum. Şehirlerin o paragöz yaşantısından sonra köylerde ki o bakir hayatı seviyorum. Bu sene 14 Nisan da Nepal’deydim ve oranın takvimine göre yeni yıldı. Biz 2075 yılına girdik 14 Nisan tarihinde. Dağlarda turizmin girmediği ve parayla henüz tanışmayan bu köylerde yaşam 1075 gibiydi. Arada ki farkı şimdi bir düşünün. Bizim sahip olduklarımızla onların yaşamları arasında o kadar fark var ki. Sanırım itici güç işte aradaki bu farklılığı keşfetmek. Geçmişe ışınlanmak, onlarla birkaç gün de olsa aynı hayatı paylaşmak.

Sonuçta turla değil kendi çizdiğin rotanda ve turistik olmayan köylere gidiyorsun. Yollarda korku duyduğun zamanlar oldu mu?

Tabii ki az da olsa korktuğum anlar oluyor. Hindistan’ın Ladakh bölgesine giderken korkmak değil de çok kötü olmuştum. O yoldan canlı döneceğimi düşünemedim. Yol o kadar yüksekteydi ki kesin öleceğim dedim. Döndükten sonra 15 gün hastanede yattım.

Son seyahatimden ise Nepal’in batısında Jumla diye bir yere gittim. Benimle gelmesi için bir rehber bulamadım, hiç kimse yanaşmadı ve ben tek başıma bilmediğim bir yola çıktım. Aktarmayla 2 gün süren yolda nereye, nasıl bir yere gittiğimi bilmiyordum gerçekten. Akşamın 9 unda Jumla’ya vardığımda nerede kalacağım bir otel var mı, eğer yoksa ne yaparım diye düşünmekten bir ara başıma ağrı girmişti. Ama yollarda her zaman güzel insanlara rastlıyorum. Yol arkadaşlarımdan bazıları telefon numaralarını verdi ve bir sıkıntı olursa aramamı söylediler. Ben gece karanlığın da dağın başında jeepten korka korka indiğimde bir karşılayanım vardı.

Hacer Aydın: Regl olan kadınlar o süre içinde yaşam alanlarının dışına atılıyor. Regl bittikten sonra eve girebiliyorlar. Hem de tüm yasaklamalara rağmen hala var.

Jumla’da regl olanl kadınlar bu odalarda yatıyor eve giremiyor.

Bugüne kadar çok az kişinin gidip fotoğrafladığı Jumla’ya yakın zamanda gittin. Oraya gidiş öykünden ve oradaki deneyiminden biraz bahseder misin?

Daha önce de dediğim gibi ahh Jumla diyorum. Bu Jumla beni çok zorladı ama sonu mutlu bitti. Dünyanın en kaliteli kırmızı pirincinin yetiştirildiği bu vadi aynı zamanda berbat bir kültürü de yaşatıyor.

Nepal’e gitmeden önce o kültürle ilgili araştırma yapmıştım ama bu kadar zor gidileceğini bilmiyordum. Gider üç günde halleder dönerim diyordum. Oraya gidince araştırmaya başladım ama her kafadan bir ses çıkıyordu.

Seyahat ofisleriyle konuştuğumda götürmeye yanaşmadıkları gibi vazgeçirmeye çalıştılar. Aradan 20 gün geçmesine rağmen elde var sıfır. En sonunda bir yerle anlaştım ve benden rehber, izin ve yol parası olarak 550 dolar ücret aldılar sadece 7 gün karşılığında. Daha önceden orada kalacak ve yemek yiyecek yerlerin olmadığını söylemişlerdi. Bunlar da aynısını söylediler.

BİRİNCİ GİRİŞİMİ İPTAL ETTİK

Peki ben nerede kalacağım, nerede yemek yiyeceğim dediğimde cevap yok. Ne ise tam yola çıkacağım şeytan dürttü ve o çok tehlikeli dedikleri yolu bir araştırayım dedim. Bir baktım videolarda otobüsler havada uçarak nehire düşüyor. Beni bir korku aldı, hem gitmek istiyorum hem korkuyorum. Yolun adı ölüm yolu ve hatta yazının birinde “ölmek isteyen o yola gitsin” yazıyordu. Sabahı zor ettim ve ofise gittim. Ben bu yoldan korktum acaba iptal mi etsek diye sormamla iptal etmemiz bir oldu…

Eee aradan yine günler geçti ve mutsuzum. Hiçbir işi yarım bırakmayan ben yine düşündüm ve “boşver çık yola” dedim. Bu sefer benden kimisi 7 gün için 1500 dolar, kimisi ise 900 dolar istedi. En sonunda boşver gitme ya dediler. Bir gün baktım ben yoldayım.

Önce 20 saatlik Nepalgunj yolunu sonra 18 saatlik jeeple Jumla yolunu yaptım. Gecenin bir vakti o hiç bilmediğim yerdeydim. Yollar mı? Gerçekten berbattı koca koca kayalar her an tepemize inebilirdi. Zaten yol sadece gündüzleri açık geceler ise yasak.

Orada çok güzel insanlarla tanıştım. Doğayla iç içe yaşayan insanlarını çok sevdim. Keçisiyle aynı tabaktan pirinç yiyen adamı gördükten sonra doğa insan, insan doğa olmuş burada dedim. Üç bin metrelerde ki bu vadinin güzelliğine uymayan berbat bir kültürü var. Regl olan kadınlar o süre içinde yaşam alanlarının dışına atılıyor. Regl bittikten sonra eve girebiliyorlar.

Kadınların izole edildiği odalardan birindeyim…

Orada kaldığım 5 gün içinde köylere yürüyüp o kadınlarla tanıştım. Bazılarının evlerine misafir oldum, yaşantılarını gözlemledim. O kadınların yaşadıklarını gördükten sonra halime şükrettim tabii ki. Bu yolculuğumda bitlendim hijyen durumundan bazen gerildim, ağlamamak için kendimi zor tuttum. Anlatacak o kadar çok şey var aslında ama onları sunumlarımda anlatayım diyorum. Çoktan unutulmazlarım arasında yerini aldı.

Gezmek hayatında nasıl bir yer tutuyor. Blogunun adı gibi geçekten aklın fikrin yollarda mı?

Gezdiğim zamanlar her şeyden uzak olmak hoşuma gidiyor. Daha çok mutlu ve pozitif oluyorum. Akşama kadar aylak aylak dolaşmak, dolaşırken bir yerlerde oturup çay kahve içmeği seviyorum. Bazen her gün değişen arkadaşlarım bazen de birkaç haftalık arkadaşlıklarım oluyor. Yollardaki arkadaşlıkların tadı bir başka ve gerçekten özel oluyor. Gezemediğim zamanda gezme hayalleriyle mutlu olmaya çalışıyorum. Kısacası aklım fikrim hep yollarda gerçekten.

Bundan sonra yakın ya da uzak gelecekte gitmek ya da keşfetmek istediğin nereler var?

Pakistan’a gitmeyi çok istiyorum hem de çok. Nepal sonrası programımda vardı ama hem bilet fiyatları hem de ramazan dolayısıyla iptal etmek zorunda kaldım. Ama bir gün mutlaka gidilecek…

Senden yakında sergi ya da sunum olacak mı? Seni takip edenlere yeni haberlerin var mı?

Sergi değil de sunumlar olacak. Belki bu seyahatimin yazısı bir dergide yayınlanır diye düşünüyorum.

Paylaş

1 Yorum

  1. Merhaba Hacer hanim
    Yazinizi okuyunca ayni Ben dedim ama,Ben hayalde yasasan siz ise gercekte.Bir gün yolunuz bir baska yere düsünce beni de alin kacirin bu Metropolden.
    Yolunuz gönlünüz hep acik olsun.
    Udo gezmeler
    Safiye

Yorum yapın

Sosyal medyada bizi takip edin...