Cuma, Aralık 14

Bir Varmış Bir Yokmuş: Hande Demirel, Kapadokya Gezisini Anlattı…

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

1985 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Kapadokya, gerçek masal diyarı. Günün ilk ışıklarında havalanan balonları, peri bacaları, mağara evleriyle büyüleyici bir yer.

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal iken pireler berber iken mağaralarda yaşayan insanlar varmış. Yeryüzü nimetlerinin en kallavilerinden olan bu mağaralar, milyonlarca yıl önce püsküren lavların katman katman soğuyup sertleşmesi, akarsuların oluşan kayaları aşındırmasıyla  oluşmuş.

Kayaların içinde önceleri inzivaya çekilmiş keşişler yaşarmış. Ardından müridleri yerleşmiş derken çoluklu çocuku gençli yaşlılı bir topluluğun yaşam alanı olmuş Göreme-Kapadokya.

1985 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Kapadokya, gerçek bir masal diyarı. Günün ilk ışıklarında havalanan balonları, peri bacaları, mağara evleriyle büyüleyici bir yer.

Nasıl gidilir?

Biz arabayla gittik. Size tavsiye etmiyorum. İstanbul’dan Göreme’ye arabayla ulaşmak için hiç durmadan ilerleseniz bile yaklaşık 9-10 saatlik bir yol var. Üstelik bu yolun yarısı otoban yarısı İç Anadolu’nun tek bir ağaç bile olmayan sarı renkli ovalarından oluşuyor. Zamanı dondurayım, uzunca bir süre boşluğa bakıp kafamı boşaltayım demiyorsanız atlayın uçağa mis gibi yorulmadan vakit kaybetmeden ulaşın masallar diyarına.

Kapadokya’da bir havalimanı var. Üstelik Göreme’ye de çok yakın. Kapadokya’da dolaşmak için arabaya ihtiyacınız var. Arabayı havalimanından kiralayabiliyorsunuz. Nette her türlü arabayla ulaşımdan maddi manevi çok daha avantajlı. Ama yok ben illa arabayla gideyim diyorsanız, yoldaki en ve tek heyecan verici şeyin Tuz Gölü olduğunu not düşelim. Yolculuğun sonuna doğru büyülü bir vaha olarak karşınıza çıkıyor. Durup üzerinde yürümek müthiş bir deneyim.

Nerede kalınır?

Kapadokya’da Göreme, Üçhisar, Ürgüp, Avanos gibi yerleşimler var. Her biri ayrı bir deneyim sunuyor ama Kapadokya’nın gerçek deneyimi için Göreme ya da Üçhisar’da konaklamanızı tavsiye ediyorum. Bölgenin en güzel otelleri de zaten burada yer alıyor. Biz Göreme’de Kelebek Cave Inn’de kaldık. Hç tereddütsüz tavsiye ederim. Mağara odaları, mimari detayları, incelikli dekorasyonu ve güleryüzlü personeli eksiksiz bir deneyim yaşatıyor.

Kapadokya özellikle ilkbahar ve sonbaharda yoğun ilgi görüyor. Zaten en güzel zamanları da bu zamanlar. Bir de son yıllarda kışın kar yağdığında da tercih ediliyor. Diyeceğim o ki konaklama için rezervasyonunuzu önceden yaptırın. Aksi halde yer bulmak zorlaşıyor.

Kapadokya’da turizm butik bir anlayışta. Oteller az odalı, restoranlar rezervasyon gerektiriyor. Bu arada restoran demişken, iyi otellerin restoranları da iyi. Bunun yanı sıra özellikle 2 restoran gastronomi meraklıları için tavsiye edilir. Biri Müze Otel’in restoranı Lil’a diğeri de Sultan Otel bünyesindeki Seten.

Nereleri gezmeli?

Bu bölüm biraz uzun. Kapadokya’ya genelde 3 gün yeter deniyor. Yanlış. Eğer içinize sindire sindire, atmosferin keyfini çıkararak ve en önemlisi haldur huldur koşmadan gezecekseniz kendinize 1 hafta verin derim.

Hızlı bir tur da mümkün ama o zaman vakit kaybetmeden tekrar gitmek isteyeceksiniz, haberiniz olsun.

Göreme Milli Parkı, Üçhisar Kalesi, Zelve Vadisi, Paşabağ, Avanos mutlaka görmeniz gerekenler. Ayrıca yeraltı şehirlerini (birkaç tane var en azından birini) görmelisiniz. Bir grupla gitmediyseniz kendi rehberiniz yoksa bildiğiniz bir dilin peşine takılın derim. Kapadokya son dönemde Çinli, Koreli, Bulgar, Polonyalı, Hollandalı turistlerce dolup taşıyor. Çinlilerden uzak durum, yine ne varsa Avrupalı da var, onlara yanaşabilirsiniz.

Mümkünse okuyup gidin. Özellikle tarihe meraklıysanız ya da antropolojiye biraz bilip gitmekte fayda var. Zelve ve Paşabağ asla pas geçilmeyeceklerin başında geliyor. Bu arada başlarken anlattığım gibi Kapadokya bölgesi uzun zaman keşişlerin meskeni olduğundan her yerde kiliseler, şapeller, türlü ibadethaneler görecekseniz. Mağaraların içindeki kiliselerden bazıları freskleri (kök boyalarla yapılmış resimler) ile heyecan verici.

Gezilecek yerlerin önemli bölümünde giriş ücreti var. Tavsiyem bir Müze kart edinmeniz yönünde. Zaten ilk gişede yetkililer de tavsiye ediyor. Çok daha pratik ve hesaplı oluyor.

Avanos için de bir not düşmek isterim. Avanos Kızılırmak’ın nimeti kırmızı çamurdan yapılan çanak çömleğin memleketi. Gerçek çömlekçi bulmak ne yazık ki mümkün değil ama turistik dükkanlarda seramik işler ve çömlekçiliğe dair gösteriler bulabilirsiniz.

Balon işine gelince… Ben binmedim sadece görüntüsünü izledim ki zaten yeterince olağanüstü. Her gün yüzden fazla balon havalanıyor günün ilk ışıklarında. Balona binmek istiyorsanız bir kere çok erken kalkmanız gerekiyor. Çok sayıda şirket var ama en çok bilinenlerini, bu işi uzun zamandır yapanlarını tercih edin derim. Biraz da pahalı olduğunu söylemeliyim.

Bu arada duyduğuma göre bu balon işini Türkiye’nin 5-6 iline daha taşıyacaklarmış. Bence çok anlamsız. Balonlar Kapadokya’ya özel olmalı ama malum biz de birşey tutunca suyunu çıkarmak adetten.

 

Bu arada pek Kapadokya’da ne yapmalı ne etmeli listelerinde bulunmayan bir küçük sır da vereyim. Nevşehir’in kabak çekirdeği meşhur. Ekmek fırınları gibi çekirdek fırınları var. Taze mahsul kabak çekirdeklerini süt ve unla kavurup fırınlıyorlar. Hem fırınları görmenizi hem de çekirdeğin tadına bakmanızı şiddetle tavsiye ederim. Ben hayatımda böyle lezzetli kabak çekirdeği yemedim. Eve de alın.

 

Ihlara Vadisi

Kapadokya gezi rehberlerinde önemli bir başlık olan Ihlara Vadisi kesinlikle 3-5 günlük seyahatlerin adresi olmamalı. Ihlara Vadisi için ayrıca plan yapılmalı. Yürüyüşe, doğaya meraklı değilseniz, sportif bir bünyeniz yoksa kesinlikle geri durulmalı. Müthiş bir doğa harikası burası. Dünyanın ABD’deki şu meşhur büyük Kanyon’dan sonraki ikinci büyük vadisi.

Yer yer 100-120 metreye varan derinliği ve toplamda 14,5 km kadar bir uzunluğu var. Bu mesafeyi baştan sona almanın anlamı yok ama arada, kiliselerin yine mağara yerleşimlerinin olduğu, vadinin yemyeşil olduğu, çayın üzerinde serinlikte çay kahve içebileceğiniz bir kafenin de bulunduğu 3,5 km’lik bir parkur var. Burası doğa yürüyüşü meraklıları için biçilmiş kaftan. Asıl hikaye ise derinliğinden anlaşılacağı üzere vadiye inmek de çıkmak da zor. Dile kolay tam 400 basamak.

Dediğim gibi Ihlara Vadisi ölmeden önce görülecekler listesinde yer alır ama görmek için özel bir planlama yapmanızı tavsiye ederim.

Ekmek Şarap Sen ve Ben…

Kapadokya’da pas geçilmeyecek bir konuda Şarapçılık. Yörenin şarapları tadılmaya değer.

Kapadokya şarapları arasında en popüler olanı Turasan Şarapları. Turasan 500 dönümlük bir arazide yetiştirdiği üzümleri Anadolu’nun en büyük şarap fabrikasında işliyor. Ölçekten de anlayacağınız üzere Turasan’ın şarapları nispeten endüstriyel. Bu kötü demek anlamına gelmiyor ama biraz meraklısıysanız daha butik üretimi olanları denemenizi tavsiye ederim.

Biz Avanos’ta Süleyman beyi keşfettik. Kocabağ Şarapları’nı satıyor. Fiyatı 120TL olan Leo’su dinyaca meşhur ama 60-70 TL bandındaki diğer şarapları da oldukça güzel. İyi restoranlarda da ağırlıklı bu şarapları görüyorsunuz. Meraklısıysanız denemenizi tavsiye ederim. Bu arada Ürgüp’te de bir bağ bozumu festivali oluyormuş. Şarap mevzusu için de Kapadokya’ya ayrı bir seyahat yapılabilir. Yine meraklısına…

Sözün özü Kapadokya dünya üzerinde görebileceğiniz en şahane yerlerden biri. Bir vaha, bir masal diyarı. Üstelik yanı başımızda…

Yazı: Hande Demirel / Fotoğraflar: Çağrı Kılıççı

Paylaş

Yorum yapın

Sosyal medyada bizi takip edin...